GrknCnplt

12 Ağu, 2010

Ütopyalar

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Edebî|Târih ~ Okunma Süresi: 8 Dakika

Ütopya, yazarının veya düşleyeninin dünyasında var olan, fakat gerçekte olmayan; mükemmel toplum ve devlet şekli anlamını taşır. Bu kelimenin kökeni Yunancadır ve anlamı ise; “Mükemmel, fakat olmayan yer” ‘dir. Yunanca “yok, olmayan” anlamını taşıyan ou, “mükemmel olan” anlamını taşıyan eu ve “yer, toprak, ülke” anlamını taşıyan topos kelimelerinden türemiştir. Ütopyadan, ilk defa Platon’nun Devlet kitabında bahsedildiği kabul edilse de yaygınlaşması, 1516 yılında Thomas More’un yazdığı Ütopya[1] eseriyle mümkün olmuştur.

Ütopyalar, bugün gerçekleşmesi imkânsız toplum tasarımları olarak kabul edilmektedir. Fakat her ütopya, sahibinin gözünde gerçekleşmesi gereken, ideal bir düzeni betimlediğinden var olabileceğinin kanıtı olarak görülmelidir. Bunun kanıtı olarak da, istenen düzenin düşlenebilmesi gösterilebilir.

Günümüze kadar ütopyalar üzerine iki türlü görüş ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri distopya, diğeri ise eutopya olarak anılmaktadır.

Eutopya ise olumlu, ideal toplum ve devlet tasarımlarıdır. Distopya’ya göre örnekleri daha çoktur. En önemlileri ise; Thomas More’un yazdığı Ütopya, Platon’nun yazdığı Devlet ve Tommaso Campanella’nın yazdığı Güneş Ülkesi’dir.

Distopya olumsuz ütopyadır ve baskıcı toplumları, kısaca Totaliter[2] toplumları ifade eder. Bu türde ütopyaların en önemlisi George Orwell’in 1984 adlı kitabıdır.

İstenen (Olumlu) Ütopyalar

Yazılan ütopik eserlerde ortak bir anlam vardır. O da şudur ki; insanlara iyi bir gelecek düşlemek ve bu geleceği gerçekleştirmek için öncü olmak.

“Ben, doğacak yeni sabahların çan sesiyim”[3]

 

Platon’un ‘Devlet’ Ütopyası

Bu eserde ideal devletin nasıl olacağı belirtilmiştir. Bu devlette insanlar üç sınıfa bölünmüştür; Çalışanlar (çiftçiler, zanaatkârlar), bekçiler (askerler) ve yöneticiler (bilginler özellikle filozoflar).

İşçi sınıfı çalışıp üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarını karşılar. Bekçiler sınıfı toplum içinde güvenliği ve dışarıya karşı devletin varlığını savunur. Yöneticiler sınıfı ise devleti yönetir.

Bu toplumda her sınıfın bir erdemi vardır. İşçi sınıfının erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sınıfının erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir.

Platon’un açtığı bu ütopik devlet anlayışı yolu, gelecekte hem doğu hem de batı felsefelerinde temsilciler bulmuştur. Doğu felsefesinde böyle ütopik bir devlet anlayışını Fârâbî’nin ütopyasında görmek mümkündür.

Fârâbî’nin ‘Erdemli Şehir’ Ütopyası 

Fârâbî, Platon’dan etkilenerek Erdemli Şehir adlı yapıtında ideal bir devlet tasarlamıştır. Bu ütopyada insanlar yardımlaşarak bir arada yaşamalıdır. Kötü insanlar toplumdan çıkarılmalıdır.

Erdemli şehirde yönetici, peygamber ile filozofun erdemlerini kendinde toplayan kişidir ve bu özelliklerini topluma yayarak devleti yönetir. İnsanlar da yöneticinin bilgilerine katılmasıyla mutlu bir şehir doğar.

Thomas More‘un Ütopyası 

Ütopyaların yaygınlaşmasını sağlayan bu eserde, ütopik bir devlet tasarımı ortaya koyuluyor. More’un devletinde özel mülkiyet yoktur ve yasaktır. Herkes devlet adına çalışır ve üretilenlerden ihtiyacı kadar alır. Dolayısıyla para geçerli değildir. Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler. Yöneticiler, tıpkı Platon’un ideal devletinde olduğu gibi, çok sıkı bir eğitimle yetiştirilir.

Tommaso Campanella’nın ‘Güneş Ülkesi’ Ütopyası

Platon’un etkisinde kalan Campanella’nın Güneş Ülkesi’nde her şey ortaktır ve aile yoktur. Eşlerin seçimi yönetim tarafından yapılır. Herkes dört saat çalışır ve More’un Ütopya’sında olduğu gibi geri kalan zamanda sanatla ilgilenirler. Aynı zamanda eğlence, okuma, beden ve ruhları eğitme gibi zevk veren işler de yaparlar.  

Korkutucu (Anti) Ütopyalar

Olumlu ütopyaların çoğu eski çağlarda yazılmıştır. Günümüzde yazılan ütopyaların çoğu da korkutucu nitelikte ütopyalardır. Bunlar da toplumları gelecekte bekleyen tehlikeler üzerine kurulmuş ütopyalardır. Toplumların karşı karşıya gelecekleri tehlikeler, bir yandan makineleşen sosyal hayatın insanın duygu, düşünce ve değer sistemleri ile yok olup gitmesidir. Fakat yazılan anti ütopik eserlerde de ortak bir anlam vardır. O da şudur ki; insanları bu tür tehlikelerden kurtulması için önceden uyarmaktır.

G. Orwell’in ‘1984’ Ütopyası

Geçen yüzyılda yazılan en iyi korku ütopyası 1984 olarak kabul edilir. Bu eserde zorbalığın egemen olduğu bir dünya tasvir edilir ve bu dünya eşit güce sahip üç bloğa ayrılmıştır. Egemen olanlar sadece yönetenlerdir. Dolayısı ile insanlar, yöneticilerin korkusu ile sinmiş, özgürlükler kaldırılmış, ahlâki ve insani duygular yok edilmiş, düşünme ve düşündüğünü söyleme yasaklanmış, yaşam tüm güzelliklerini yitirmiştir. Hiç kimse birbirine güvenememektedir ve dolayısıyla çoğu kişi de casustur. En yakınlarını dahi düşünce polislerine ihbar etmek yurttaşlık görevi gibidir. Hatta bazı çocuklar bile yıkanmış beyinleri ile bireyleri ihbar edebiliyorlar. Düşün dünyası yasak olduğundan bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir.

Bu anti ütopyanın diğer türdeşleri gibi en önemli özelliği; gelecek üzerine duyulan endişelerdir. İnsanları, modern dünyayı etkileyebilecek sorunlar üzerine düşünmeye yönelten bu eserin okunması bile korkutucu bir his vermektedir. Mübalağa edilmiş olsa bile günümüz insanlarının bu konuya ciddi bir şekilde önem vermesi gerekmektedir.

Aldous Leonard Huxley’inCesur Yeni Dünya” Ütopyası

Bu eser bir bilim kurgu özelliği taşır. Belirtilen Yeni Dünya’da teknoloji çok gelişmiştir. İnsanlar suni yoldan üremekte ve dolayısıyla evlilikler olmamaktadır. İnsanlar sadece çalışır ve eğlenirler; hastalanma ve yaşlanma da yoktur. Geçmiş, tüm değerleriyle yok edildiği için, geçmişe özlem duyma ve onu düşünme yoktur.

Bu ütopyanın günümüz için harikulade önemi vardır. Bu korku ütopyası, doğal yaşamdan kopma ve bunun yüzünden geleceğe duyulan endişeyi dile getirmektedir.

Diğer Ütopyalar

Genel olarak ikiye ayrılan (istenilen ve korkutucu) ütopyaların bazı çevreler tarafından kabul edilen diğer türleri de vardır. Bunlar; Ekonomik, Politik ve Tarihi, Dini, Bilimsel ve Teknolojik ütopyalar olarak gösterilebilir. Fakat ayrı kategoriye koymak yerine, temel olarak istenilen ve korkutucu türden ütopyaların alt dalları olarak da görülebilirler.

Ekonomik Ütopyalar

Bu türden ütopyalar ekonomik temellidir. İlk çıkış tarihleri, dünyanın çalkalandığı 19. yüzyıldır ve zor ekonomik şartlara çözüm olarak oluşturulmuşlardır. 1800’lü yılların başlarındaki sosyal karmaşa ticaretin ve kapitalizmin[4] gelişmesine neden olduğundan bu ütopyalar ortaya çıktı. Ekonomik ütopyalar, malların eşit dağıtılması, paranın kaldırılması, insanların sevdikleri ve topluma yararlı işlerde çalışması, onlara bilim ve sanatla ilgilenebilecek zaman ayırması gibi özelliklerden bahseder. Bu özellikleri için de onlara; sosyal ütopyalar denildi.

Bu tür ütopyalardan biri Edward Bellamy’ın Looking Backward adlı ütopyasıdır. Diğer bir sosyalist[5] ütopya ise William Morris’in Bellamy‘ın eserindeki bürokrasiye yanıt olarak yazdığı ve eleştirdiği Hiçbir Yerden Haberler adlı eserdir.

Politik ve Tarihi Ütopyalar

Politik ütopyalar hükümetin mükemmel toplum yaratma çabasının yer aldığı ütopyalardır. Dünya barışının küresel ütopyası genellikle tarihin muhtemel dayanılmaz sonu olarak görülür. Sparta, Lycurgus tarafından oluşturulan militaristlik bir ütopyaydı. Özellikle Atinalılar bunu bir distopya olarak gördüler. Sparta, Tebler tarafından Leuctra savaşında yenilgiye uğratılana kadar önemli bir Yunan gücüydü.

Dini Ütopyalar

Dini temel alan bu ütopyalar, insanlığın başından beri vardır. İslamiyet, Yahudilik ve Hıristiyanlıktaki Adem’in Bahçesi ve Cennet hakkındaki farklı görüşleri özellikle geleneksel din anlayışı açısından ütopya olarak değerlendirilebilir.

Böyle ütopyalar varlığın sıkıntılardan uzak olduğu saadet ve aydınlanma yeri olan ‘zevk bahçesi’ olarak tanımlanır. Varlığı günahtan, acıdan, yoksulluktan ve ölümden ayrı olarak hayal ederler ve bazen melekler ve huriler olduğunu iddia ederler. Benzer şekilde Hindulardaki Moksha ve Budistlerdeki Nirvana kavramları da bir çeşit ütopya olarak kabul edilebilir. Hinduizm ve Budizm’de ütopya yer değil aklın halidir. Eğer düşüncelerden bağımsız meditasyon yaparlarsa aydınlığa ulaşabileceklerini düşünürler. Bu aydınlanma ütopya kavramıyla alakalı olarak ölüm ve yaşam çemberinden çıkmayı vaat eder.

Ütopyalar, bir bakıma Cenneti dünyaya taşıma veya insan ruhunun Cennet’e olan özleminin ürünüdür.[6] 

Bilimsel ve Teknolojik Ütopyalar

Bu ütopyalar gelecekte kurgulanmıştır; gelişmiş bilim ve teknolojinin acı ve ölümün yok olması, insan doğasındaki değişiklikler ve insani koşullardaki değişiklikler gibi durumların ütopik yaşam standartlarının oluşmasına yol açacağına inanılır.

Bu ütopyacı topluluklar insan hakkındaki her şeyi değiştirmek isterler. Teknoloji, insanların uyku, yemek ve doğum gibi yaşamsal işlevlerini etkiledi ve suni bir anlam kazandırdı. Bu planlanmış ütopyaların diğer şekilleri insanların teknolojiyle dengeyi bozması ve yaşam koşullarını arttırmasını içerir.[7]

[1] Kitabın asıl adı “De Optimo Reipublicae Statu deque Nova Insula Utopia” olmasına rağmen kısaca Utopia  (Ütopya) ismiyle anılır.

[2] Totaliter rejimin özü; devletin, kendini oluşturan bireylerinin her türlü var oluş alanını belirleme yetkisinde yatar. Yani sanattan bilime, dinden kültüre kadar her şey devletin isteği doğrultusunda şekillenir ve bireyin her türlü davranışı sürekli inceleme altındadır.

[3] Tommaso Campanella işkencecilere, nedamet getirmesini her istediklerinde böyle seslenmişti.

[4] Sermaye sahiplerinin yönetime egemen olduğu, sömürü üzerine kurulu düzene verilen ad.

[5] Sosyalizmi benimsemiş kişilere verilen isimdir. Sosyalizm ise iktidar ve üretim araçlarının halk tarafından kontrol edildiği bir toplum fikrine dayanan bir düşünce sistemidir.

[6] AKYÜZ, Ubeydullah – İnsanın Ebed Özlemi Ve ÜTOPYALAR – http://www.sizinti.com.tr/ Sayı: 182

[7] En iyi örneği Star Trek – Yıldız Yolculuğu’dur.


Yorum Yapılmamış - "Ütopyalar"

Yorum Formu

İçerik

Hayede – Faryad

Arşivler

Takvim

Ocak 2021
PSÇPCCP
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Alternatif Tarih

Alternatif Tarih

Görsel Şölen

  • İstanbul Boğazı
  • Kedilerle yaşıyorum.
  • Her şey yasak!
  • Maltepe, Dersaâdet
  • İstanbul Boğazı
  • Develerle yaşıyorum.
  • Her Gece Bodrum.

Kısa Kısa

Kahpeliğin gizli yapıldığı, ancak müphem kalmadığı da bir gerçek. Gürkan Canpolat

Kitap Okumaları

  • Öyle miymiş?
    ~ Şule Gürbüz – Başlangıç: 15.07.2019
  • Hesaplaşma
    ~ Trevanian – Başlangıç: 12.07.2019
  • Satranç
    Stefan Zweig– Başlangıç: 09.07.2019


Okunan Kitaplar

Müze Önerisi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Telefon: 0212 520 77 40 - 41
Açık Olduğu Saatler: 09:00 - 19:00

Abone Olun

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler ters gitti.