GrknCnplt

01 Şub, 2011

Führer

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Târih

Adolf Hitler, I. Dünya Savaşı sonrası hapse düştüğü günden, siyasi hayata atıldığı zamana kadar pek çok konu hakkında fikirleri olgunlaşmış ve yine hapiste yazdığı ‘Kavgam’ adlı kitapta da bu fikirlerinin bir kısmını yayımlamıştır. Alman liderinin bu kitabı bilinenin aksine aslında iki ciltten oluşmaktadır. İlk cildi, daha çok kişisel görüşleri, savaş anıları ve dönemin sosyolojik yapısı hakkındaki düşüncelere dayanırken, Almanya’nın ve dünyanın kaderini etkileyecek asıl önemli fikirler ikinci ciltte yer almaktadır. Hitler o satırlarda, kurulmuş olan Nasyonal Sosyalist Parti’nin biraz ütopik de olsa ideal devlet düzeni için yapmak istediklerini ve partinin asıl siyasi programı hakkında detaylı bilgiler yazmaktadır. Ayrıca devletin gelecek dönemlerine yönelik fikirlerinin yanı sıra, öğütler de vermektedir. Kaldı ki kendi fikirlerini on yıl kadar bir süre sonra tüm Alman halkına benimsetecek ve onlar için haklı olarak Führer unvanını alacaktır…

Führer kelimesi, Almanca lider demektir. Ve tartışılsa da bu sıfatın Hitler’e, halkın desteğiyle verildiği aşikârdır. Zaten Führer olarak Hitlerin varlığı, halkın onu liderleri olarak kabul edip, Büyük Alman İmparatorluğu’nun kurucusu saymasından ileri gelmektedir. Hitlerin de düşüncesine göre Almanya, o güne kadar iki imparatorluktan meydana gelmektedir. Birincisi olan Kutsal Roma Germen İmparatorluğu 843 yılında kurulup 1806 yılında yıkılmıştır. İkincisi Alman İmparatorluğu olup, 1871 yılında kurulmuş ve I. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle de yıkılmıştır. Hitler, başında bulunduğu Nasyonal Sosyalist Partisi ile yönettiği ülkesini III. İmparatorluk, Büyük Alman İmparatorluğu ya da kendi dillerinde III. Reich olarak adlandırmış, kendisini de bu imparatorluğun tabii olarak kurucu – lideri kabul etmiştir. Bu Reich ifadesi ilk olarak 1923 yılında Alman yazar Arthur Moeller van den Bruck tarafından yazılan bir kitaba isim olmuştur. Hitler tarafından ise ülkesinin en geniş sınırlarına ulaştığı 1942 yılında isim olarak imparatorluğa verilmiştir. Hitler’in, Roma Germen İmparatorluğu’nu birebir yeniden canlandırmak istememesinin nedeni de, kurduğunu ilan ettiği yeni imparatorluğun zaten bu işlevi yerine getireceğine olan inancından kaynaklanmaktaydı. Ancak, bu yeni imparatorluğun (III. Reich) önünde bazı engeller bulunmaktaydı ve ne yazık ki bu engeller arasında ırksal özellikleri farklı olan Yahudilerle Çingeneler başı çekmekteydi. Irksal olmasa da düşünce ve tercih bakımından da engel teşkil edildiği öne sürülen sosyalistler, eşcinseller ve komünistler de bulunmaktaydı. Bütün bu engeller, sadece yirminci yüzyılın değil, aynı zamanda tarihin en utanç verici savaşı dahilinde acı dolu soykırımlara neden olmuştur. Bu soykırımların tek sorumlusu olarak Hitler’i gösteremesek de, halkı bu iğrenç cinayetlerin haklılığına inandıran ve kendi ırkçı ülküsünü halka sevdiren Hitler olduğu için, onu dünya tarihinin en kanlı devlet başkanı olarak tanımlayabiliriz.

Hitler, III. Reich İmparatorluğu ile Almanya’da bazı değişikliklere yönelmiştir. Alman Parlamentosunun kundaklanmasının hemen ardından temel demokratik haklardan bazılarının kaldırılması ve daha sonra Hitler’in, parlamentoya ait olan tüm yasama ve yürütme yetkilerini kendinde toplaması, Almanya’yı bir nevi orta çağ imparatorluğu havasına bürümüştür. Doğal olarak Hitler’in Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmasına gerek kalmamış, hazır olan Alman Cumhuriyeti’ni kendi ideolojik ve etnik emelleri için III. Reich İmparatorluğu’na çevirmesi yeterli olmuştur…

12 Ara, 2010

Artık Beni Sevme

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Sinema

Güzel filmler vardır, izlenilir ve herkese tavsiye edilir… Ağlatır insanı, boğazını düğümler… Gece yatırmaz, sabah yataktan kaldırmaz… Düşünürsün günlerce, düşünürsün… Sadece görüntüler değil, konuşmalar da aklında kalır, kulaklarında çınlar… İşte, böyle bir film: Artık Beni Sevme

Filmde yer alan o muhteşem öğüt, ağıt, sitem ve konuşmaları aşağıya ekliyorum. Okuyun…

Ne sanıyorsun ki? Güzelsin diye her şeyi yapabileceğini mi? Ama şans eseri güzelsin, bilerek olmadı ki bu! Her gün kalktığında bunu düşünmelisin. Oysa sen, güzelliğini kibre dönüştürüyorsun. Bu hiç hoş değil ama! İhtiyarlayıp gittin mi kimse sana bakmayacak.

***

Delirmiştim. Ona deli gibi âşıktım.

***

Ne kadar zaman? Ne kadar zamanım var benim? Yıllarım mı, günlerim mi, saatlerim mi? Ne kadar? Bunu düşündükçe kalbim öyle hızlı çarpıyor ki… Yaşamak… Benim ülkem…

Kalan zamanlarımı seviyorum. Gülmek istiyorum, koşmak, ağlamak, konuşmak, ve görmek, inanmak, içmek, dans etmek, bağırmak, yemek yemek, yüzmek, hoplayıp zıplamak, isyan etmek; bitirmedim, bitirmedim, bitirmedim… Uçmak, şarkı söylemek, gitmek; yeniden gitmek… Kalan zamanı seviyorum.

Nerde doğduğumu bilmiyorum artık ya da ne zaman. Uzun zaman önce değildi, biliyorum. Benim ülkem yaşamaktı. Babamın şöyle dediğini de hatırlıyorum: “Zaman ekmeğin gibidir senin. Yarına da biraz sakla.” Hala ekmeğim var benim. Hala zamanım var ama ne kadar? Oynamak istiyorum, gülmek istiyorum anlasanıza gülmek… Ağlayıp, gözyaşlarına boğulmak… Gemiler dolusu bordo şarabı içmek istiyorum hala ve dans etmek… Bağırmak, uçmak, yüzmek; bütün okyanuslarda… Bitirmedim, bitirmedim: şarkı söylemek istiyorum, sesim kısılıncaya kadar konuşmak… Seviyorum zamanı; kalan zamanı. Ne kadar zaman, ne kadar zamanım var benim? Yıllarım mı, günlerim mi, saatlerim mi? Ne kadar? Seyahat hikâyeleri istiyorum ben. Görecek çok insan var daha, çok manzara: çocuklar, kadınlar, koca koca adamlar, minyon olanlar, eğlenceliler, hüzünlüler, çok akıllılar ve bir de aptallar. Komiktir aptal ihtiyarlar, dinlendirir insanı. Güllerin arasındaki yabani otlar gibi.

Ne kadar zaman, ne kadar zamanım var benim? Yıllarım mı, günlerim mi, saatlerim mi? Ne kadar? Umurumda değil aşkım, çünkü orkestra sussa da dans edeceğim ben hala… Uçaklar uçmayı bıraksa bile tek başıma uçacağım. Zaman durduğu zaman da, Seni hala Seveceğim…

Bilmiyorum nerde, bilmiyorum nasıl ama seni hala seveceğim, hala seveceğim; tamam mı?

25 Ağu, 2010

Eserlerinize Online Olarak Telif Hakkı Alın

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Bilişim

Günümüzde noterlerin yaptığı eserlerimizi onaylatmak işi, artık internet alemine de girdi. Gözümüz aydın… Güzel bir gelişme aslında bu, çünkü eserlerimizi başkasına kaptırmak istemiyorsak ve bunu da notere gitmeden yapmak istiyorsak işte size bahsedeceğim iki site tam size göre!

Hangi eserlerinizi onaylatabilirsiniz peki?

– Beste ve şarkı sözleri ile reklâm, dizi ve film müzikleri
– Kitaplar, tablolar, filmler, plaklar ve resimler
– Edebiyat, sanat eserleri ve tiyatro eserleri
– Makaleler, dizi, film ve reklâm senaryoları
– Şiirler, çeviriler, tezler ve bilimsel nitelikteki eserler,
– Grafikler, moda tasarımları, fotoğraflar, oyunlar, bloglar
– Karikatürler, mimarlık eserleri, fotografik eserler ve slâytlar,
– Harita, plan, proje ve krokiler,
– Veritabanları, yazılımlar, çeşitli yayınlar ve araştırmalar gibi…

Şimdi size bu iki sitenin adresini vereceğim ve kullanmak istediğinizi seçip, hemen eserlerinize telif hakkı alabilirsiniz…

Sahiplen İçin Tıklayın

Tasdix İçin Tıklayın

25 Ağu, 2010

Cingöz Recai

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Edebî

Server Bedî ismini hiç duydunuz mu? Kim olduğu hakkında bir fikriniz var mı? Günümüzde hatırlanması zor bi’ mahlas olduğuna katılıyorum. O zaman şöyle sorayım sualimi: Peyami Safa’nın bir dönem, para kazanmak amacıyla yazdığı öykü ve kitaplarında kullandığı takma ismin Server Bedî olduğunu biliyor muydunuz?

Yazının başında belirttiğim Cingöz Recai bir karakter ismidir; Peyami Safa’nın Server Bedî mahlasıyla yazdığı ünlü hırsız karakterin ismi… Fakat bu Cingöz iyiliksever, helâl yollarla kazanılmış paraları çalmayan ve sürekli yardım derneklerine bağışta bulunan bir hırsızdır. Son derece çevik, yakışıklı, hırslı ve söylememe gerek yok ama fevkalade de zekidir. Bu hırsızın peşinden koşan bir de komiser Mehmet Rıza vardır. Aynı şekilde bu polis de son derece zekidir ve Cingöz’ü yakalamak için olağan tüm gücüyle çalışmaktadır. Cingöz her seferinde paçayı sıyırır… Bu Cingöz Recai, Türkiye’nin belki de ilk polisiye romanlarıdır. Romanlarıdır diyorum çünkü seri halinde devam eder Cingöz Recai kitapları. Eski basımlarını sahafçılardan ve alışveriş sitelerinden bulabileceğiniz gibi, geçen senelerde yayımlanmış ona yakın kitabı vardır.

Peyami Safa’nın zekice yazılmış bu kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum. Aksiyon ve merak hiç bitmiyor… Ayrıca Cingöz Recai iki kez filme çekilmiştir.

Kitabı satın almak isteyenler için kısa bir not: Cingöz Recai Serisi’nin; Damla Yayınevi ve Alkım Yayınları tarafından basımı yapılmıştır.

İlginizi Çekebilir:

Cingöz Recai’nin Viki Pedi Sayfası

Satın Almak İçin:

Sahaf – Cingöz Recai

İdefix – Cingöz Recai

Pandora – Cingöz Recai

İçerik

Hayede – Faryad

Arşivler

Takvim

Ocak 2022
PSÇPCCP
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31 

Görsel Şölen

  • İstanbul Boğazı
  • Kedilerle yaşıyorum.
  • Her şey yasak!
  • Maltepe, Dersaâdet
  • İstanbul Boğazı
  • Develerle yaşıyorum.
  • Her Gece Bodrum.

Kısa Kısa

İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar. Hz. Peygamber

Kitap Okumaları

  • Öyle miymiş?
    ~ Şule Gürbüz – Başlangıç: 15.07.2019
  • Hesaplaşma
    ~ Trevanian – Başlangıç: 12.07.2019
  • Satranç
    Stefan Zweig– Başlangıç: 09.07.2019


Okunan Kitaplar

Müze Önerisi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Telefon: 0212 520 77 40 - 41
Açık Olduğu Saatler: 09:00 - 19:00

Abone Olun

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler ters gitti.