GrknCnplt

27 Eyl, 2015

Tarih ve Onun Metodolojisi

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Kitap|Târih

Bilimler, hiç şüphesiz insanın çehresini iyiye yönelten sistemlerdir. Bu bakımdan da bilimin insanı aldatması oldukça zordur. Kimyanın saadeti, günümüzde ilaç sektörünü büyütmüş; fiziğin varlığı, yaşamı hızlandırmış; matematik, kusursuz mühendisliği inşaa etmiş; tıp, acıları dindirmede fayda sağlamış ve coğrafya, kesintisiz yolculukları bize bahşetmiştir. Bu bakımdan bilimler, ileriye dönük çalışma sahaları olarak muhkem yerlerini korumaktadırlar. Oysa bir bilim olarak kabul etmemiz hâlinde tarih, diğerlerinin aksine geriye dönük bir zemine ulaşmayı çabalar, ve bu çabasında da çoğu zaman tarihçinin insafına kalmış bir gerçeklik tortusunu bizlere sunar. O hâlde tarih, vicdânla başlar…

Tarihin münzevî bir karakteri oluşu, tâbiatı ile birlikte onu diğer bilimlerle iç içe geçirmeyi de zorunlu kılmıştır. Ancak bu münzevîlik, girizgâhını ayarlamaya çalıştığımız vicdân mes’elesi ile münasebet kurmaktadır. Düşüncelerimizin kırıntılarını parça parça dağıtmak gereği de bundandır.

Bilinmelidir ki tarihçilik de, vebâl altındaki mesleklerden biridir. Tarihçinin kaleminden çıkan her satır, hülyâsı ve dimağı oldukça geniş çocuk beyinlerine yerleşip mıhlanabildiği gibi, altmışlık bir çınarın zihnini de kemirip durabilir. Dolayısıyla dürüstlük meziyetinin çalıştırılması, tarihçilik safahatının ilk merhâlesidir.  İnsan biyoniğinin hâli hazırdaki donanımlarından olan milliyetçilik, din ve muhtelif diğer ideoloji kisveleri de dürüstlüğün ve riyâkarlığın kesişme noktası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu hâlde tarihçinin insanî vasfı, kimi zaman ortanın solu ya da sağı gibi meyillere tevessül edebilmektedir. İyimser olmayan bir tavırla da; çokça… Yazının devamını okumak için tıklayınız »

26 Eyl, 2015

Alternatif Tarih

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Kitap|Târih

2012 yılından bugüne dek yayın hayatını fasılalarla sürdüren Alternatif Tarih‘e vefâ borcumuzu, yazıları kitaplaştırarak ödeme gayesine düştük. Bu nedenle daha önceden Alternatif Tarih’te yayınlanmış olan yazıları ve hiçbir yerde yayınlanmamış birkaç sürpriz makaleyi de katıştırarak iki yazarlı kitaba dönüştürmeyi başardık. Kitabı iki bölüme ayırarak, ilk kısımda muhtelif tarih makalelerini, ikinci kısımda da alternatif tarih metinlerini okuyucuya sunduk. Kitabın birkaç eksik noktası kaldığı gibi, sanıyoruz ki yılın sonuna gelmeden yayınlanacaktır. Aşağıdaki görsellerde kitaba dair birkaç sayfayı görüntüleyebilirsiniz.

30 Haz, 2015

Tarihî Seyir İçerisinde Hukuk Düzeni

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Târih

Yaratılış gereği, insanların bir arada yaşama zaruretleri ilk çağlarda kabile anlayışı şeklinde zuhur etmiş olup, zaman içerisinde bu birliktelik yerini daha büyük teşkilâtlar olan devletlere bırakmıştır. Devletlerin inkişafı ise kompleks yapıdaki imparatorlukları meydana getirerek insanlığın seyrini radikal bir şekilde etkilemeye başlamıştır. Ne var ki tüm İbrahimî dinlerin müşterek inancına göre henüz yeryüzünde yaratılan ilk insan olan Hz. Âdem’in devrinde yasak meyve ile Kabil’in, kardeşi Habil’i öldürme mes’elesi vukuu bulduğundan, insan toplulukları için belli kural ve kaidelerin otoriteler tarafınca konulmasının gerekliliği anlaşılmaktadır.

Topluluklar hâlinde ve farklı coğrafyalarda yaşayan insanların kendilerine ait bir hars ve medeniyeti oluşturacağı kanaatinden hareketle, kendi hukuk kurallarını da şekillendirebilmeleri kaçınılmaz görünmektedir. Bu da değişik coğrafyaların, kültürlerin, felsefenin ve sosyolojinin hâkim olduğu topluluklarda farklı hukukî anlayışların ortaya çıkmasını mâkul kılmaktadır. Hülâsa yasanın yanında bizzat yasayı yaratmış olan felsefe ve bilim bulunmaktadır.[1] Buradan hareketle yeryüzünde bilinen ilk yazılı kanunun Sümerlerin Lagaş Hanedanlığı döneminde ortaya çıktığını belirtmek gerekir.[2] Hanedanın son hükümdarı Urukagina tarafından İ.Ö. 2400 yıllarından biraz sonra tatbik edilmeye başlanan bu yazılı kaideler, yukarıda bahis ettiğimiz kültür ve coğrafyanın toplumun yaşayışı ile ne denli iç içe olduğunu da perçinler mahiyettedir. Bununla birlikte Sümerlerin, ilk insandan çok da uzun yıllar sonra ortaya çıkmadığını düşünmek gerekmektedir. Nitekim Sümer mitinin en bilindik yazını olan Gılgamış Destanı’nın on birinci tableti, herkese tanıdık gelecek olan tufan hâdisesinden bahseder.[3] Şüphesiz ki bu epik ve hikâyeci anlatım, Nuh Tufanı ile çok yakından alâkalıdır. Bu izahatın gayesi, insanların ezelden beri bir hukuk düzenine ihtiyaç duymalarının gerekliliğidir. Yazının devamını okumak için tıklayınız »

03 Haz, 2015

Nasihatnâme

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Târih

İnsanın, avcılık ve toplayıcılığın egemen olduğu bir yaşamdan vazgeçip toprağı kullanmayı öğrenmesi ile vatan olgusu ortaya çıkmış ve vatan toprağını korumak için bilinçli organizasyonlar olan devletler kurulmuştur. Her devlet, İbn-i Haldun’un nazariyesine göre tıpkı bir insan gibi doğar, büyür, gelişir ve ölür. Bu durumda devletler için gösterilmesi gereken yegane çaba, o devletin optimum düzeyde kurumsallaşmasını sağlamaktır. Bu kurumsal kimlik, ülkenin her kesiminde kendini hissettirecek düzeyde olmalıyken, aynı zamanda olması gerekenin en iyisi de olmalıdır. Çünkü, devletlerin olabildiği kadar payidar kalabilmesi devlet düzen ve teşkilâtının sağlamlığıyla alâkalıdır.

Devletler tarihince, yönetici ve asker taifesine nasihatler[1] ve olması gereken normlarıyla bir devletin düzenine ilişkin ipuçları veren eserler yazılagelmiştir. Bu eserlerin içerisinden sıyrılarak popüler tarih ve kişisel gelişim sahalarında günümüzde de ilgi ile okunan kitaplar mevcuttur. Sun Tzu’nun Savaş Sanatı, Nizamü’l – Mülk’ün Siyasetname’si, Koçi Bey’in Risale’si, Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’i hâlâ güncel baskılarla yeni okuyucularına ulaşmaktadırlar.

Yazının devamını okumak için tıklayınız »

İçerik

Hayede – Faryad

Arşivler

Takvim

Ocak 2022
PSÇPCCP
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31 

Görsel Şölen

  • İstanbul Boğazı
  • Kedilerle yaşıyorum.
  • Her şey yasak!
  • Maltepe, Dersaâdet
  • İstanbul Boğazı
  • Develerle yaşıyorum.
  • Her Gece Bodrum.

Kısa Kısa

Ne kadar zaman? Ne kadar zamanım var benim? Yıllarım mı, günlerim mi, saatlerim mi? Ne kadar? Bunu düşündükçe kalbim öyle hızlı çarpıyor ki… Yaşamak… Benim ülkem… Deux jours à tuer

Kitap Okumaları

  • Öyle miymiş?
    ~ Şule Gürbüz – Başlangıç: 15.07.2019
  • Hesaplaşma
    ~ Trevanian – Başlangıç: 12.07.2019
  • Satranç
    Stefan Zweig– Başlangıç: 09.07.2019


Okunan Kitaplar

Müze Önerisi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Telefon: 0212 520 77 40 - 41
Açık Olduğu Saatler: 09:00 - 19:00

Abone Olun

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler ters gitti.