GrknCnplt

25 Eyl, 2019

Korktuğum Adam Benim

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Her Şey

Hayatın hazin anları genelde beni bulur. Katıla katıla güldüğüm ve bu hâlin sürekli olduğu bir zamanı hiç hatırlamıyorum. İlk gençlik yıllarımdan itibaren üzerime yapışan buhran, insan ile birlikte daha da büyüdü. Kocaman, dev bir cüsseye büründü. Yere kapaklandım çokça. Kapandıkça kalkmaya uğraşmaktan ziyade yerde yatmayı yeğledim. Biliyordum çünkü, yerde ne kadar kalırsam kalkmaya o kadar yakınlaşmış sayacaktım kendimi.

Hayatın hazin anları genelde beni bulur. Ellerimi uzatacağım saf bir su bulamadım hiç meselâ. Genelde uzak iklimlerde, uzak şehirlerde, bambaşka ve saçma sapan işlerin adamı oldum. Hâlâ korktuğum adam benim ve hiç değişmemişim. Korktuklarım, benim yaşantımla doğrudan ilgili şeyler değil. Korktuklarım daha büyük olaylar. Bir savaşın çıkması veya bir ülkenin dağılması falan da değil elbette. Kırılgan yaşamlar daha çok ilgimi çekiyor.

Uzanıyorum, gözlerimi kapatıyorum. Bu dünya hâli yordu mu beni? Eşikler geliyor aklıma. İstanbul Üniversitesi’nin yüzlerce yıllık eşiği. Her gelenin koşturmaca ile üzerine basıp geçtiği o yaşanmışlık eşiği. Kendimden midem bulanıyor. Nefesler tüketiliyor ve nefesler birer inlemeye dönüşüyor. Kaç kişi bilebilir bunu diye haykırasım geliyor… Kaç kişi bilebilir bu hâli?

Yere kapaklanıyorum oturduğum yerde. Boğazıma değil ama tam şurama, yani yüreğimin ince bir noktasına büyük bir sızı yerleşiyor. Hangi feryadın düğümlenmesidir ki bu bir cerrah maharetinde biliyor en çok acıyı ne şekilde vereceğini.

Göğe ayaklarımı sürterek yürüyorum.

Yere kapaklanıyorum.

03 Eyl, 2019

Acı Tasnifi

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Her Şey

Minvâline göre türlü acılar peydahlanmıştır dünyada. Dilini ve yaşam formlarını bilmediğimiz insan dışındaki canlılar ya da cansızlardan mürekkep bir doğa için acıyı es geçmek durumundayız. Var olduğunu kabul etsek bile açıklayamayacağımız için… İnsan ise en kompleks yapıdaki problemlerin derin çıkmaz. Her birey farklı bir sistem üzerine inşa edilmiş bir büyük labirent gibi. Çıkış kapısı var mıdır, orası bile çoğu zaman belirsiz. Son iki yüz yıl boyunca ne psikoloji ne de sosyoloji buna bir çözüm bulabilmiş değildir. Salt entelektüel birikimin sığınabileceği bir liman ve demir atmak için liman müdürlüğünün şart koştuğu top sakalları ile gerçek duygusal insandan fersah fersah uzağa giden ilim araştırmacıları… Yazının devamını okumak için tıklayınız »

02 Ağu, 2019

Dijital Çağın Ekonomisi

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Bilişim

Not

Bu yazı ilk defa, 13 Kasım 2017 tarihinde Ekonomi Haber‘de yayınlanmıştır.

Tarihin, şüphesiz en hızlı gelişen ve büyüyen olgusu bilişimdir. Temelde mekanik ayrımından elektronik bağlantısına geçtiği II. Dünya Savaşı’ndan itibaren tedricen ama katlanarak büyüyen, gelişen ve olağanüstü boyutlara erişen bilişim, bünyesinde sadece bilgisayarları ve cep telefonlarını değil, aynı zamanda banka sistemlerini, ekonomiyi, diğer elektronik mucizeleri de barındırmıştır. Tıpkı dünyanın gelişimi gibi, buna paralel olarak ilerleyen bilişim sektörünün başat aktörü internet ise, bu sektörün en büyüğü, en afacanı ve en sevimlisi olmasının yanı sıra en genci, en haylazı ve en korkuncu olarak karşımıza çıkıyor. Artık biliyoruz ki, uzay coğrafyası gibi internet de durağan bir yapıda değil, dinamik hareketleriyle sürekli büyüyen ve gelişen sonsuz yapıyı haizdir. Bu internet kavramının içerisine soktuğu her şey, hayatımızdaki hemen her noktaya temas etmeyi de ihmâl etmiyor.

İnternetin fırsat yarattığı, alanını genişlettiği en büyük saha ise kesinlikle ekonomi olmuştur. Doksanlı yılların ortasından itibaren gelişmeye başlayan internet ve ekonomi ilişkisi, çok kısa süre içerisinde büyümüş, büyümüş, büyümüş ve kocaman olarak; tıpkı ağızda şişirilen bir sakızın alfa konumuna geldiğinde patlaması gibi milenyumdan hemen sonra patlamıştır. Tarihe Dot-Com Balonu olarak geçen bu hadise ile NASDAQ Borsası’nın altüst olmuş ve eski kurtlar, geleceğin teknolojisinin internet olmadığını bildiklerini sanarak gururlarını okşamışlardı. Bu krizin yerel hükümetler tarafından alınan kimi kararlar, yapılan yasal düzenlemeler, eski kafanın hâlâ yeniye adapte olamaması gibi birçok sebebi bulunabilir. Sorumlu çok, ancak suçlu olarak şüphelimiz internet. Yanıldılar. Yazının devamını okumak için tıklayınız »

01 Ağu, 2019

Garip İki Hikâye: Demiryolları ve Çay

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Târih

Not

Bu yazı ilk defa, 10 Kasım 2017 tarihinde Ekonomi Haber‘de yayınlanmıştır.

Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan… Evet ördük, ama sonra yeter bu kadar demiryolu diyerek örmeyi bıraktık. Esasında el çektirildik. İyi bir şeyler yapmaya kalkıştığımızda yine birileri “Yeter bu kadar” diyerek önümüzü tıkadı. Her yenilikte olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemleri de her alanda atak faaliyetlerle geçti.

Çay üretimi 1800’lü yıllardan beri bir türlü başarılamıyordu. Cumhuriyetle birlikte Zihni Derin faktörü ortaya çıktı. Devlet önayak oldu Zihni Derin’e. Batum’a gitti. Birçok çay türünü araştırdı. Başarısız oldu, yılmadı. 300 yıllık köhne bir bürokrasiyle uğraşmak kolay değil. Ankara’nın görevlendirdiği bu adam hep çalıştı. Komisyonlar kurdu, raporlar yazdı. Ne yaptı etti ama çayın doğru düzgün Anadolu’da yetiştirilmesi için her şeyi yaptı. Sonuç ortada. Mevcutta çay, Türkiye’de sudan sonra en fazla olan tüketilen içecek unvanına sahip şu sıralar.

Çayın babası Zihni Derin’in gayretleriyle hükümet, 407 Sayılı Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında; Fındık, Portakal, Limon, Mandalina, Çay Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun’u çıkardı. Bölge biraz da olsa refaha kavuştu ve işsizlik azalmaya başladı. Bu yasal düzenlemeyi 1940 yılında 3788 Sayılı Çay Kanunu izledi. Böylece devlet, artık başarılı olan çay üretimini kontrol ve güvence altına almayı hedefledi. Kanunda, çay üretimi yapacaklar için ruhsat alınması zorunluluğu da getirildi. Çay ile ilgili ilk fabrika 1947 yılında açıldı ve onu takip eden fabrikalarla birlikte 1985 senesine bu sayı toplamda kırk beşi buldu. Yazının devamını okumak için tıklayınız »

Etiketler: , , ,

İçerik

Hayede – Faryad

Arşivler

Takvim

Kasım 2019
PSÇPCCP
« Eki  
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930 

Alternatif Tarih

Alternatif Tarih

Görsel Şölen

  • İstanbul Boğazı
  • Kedilerle yaşıyorum.
  • Her şey yasak!
  • Maltepe, Dersaâdet
  • İstanbul Boğazı
  • Develerle yaşıyorum.
  • Her Gece Bodrum.

Kısa Kısa

Gerçek aşk sevgilinin bütün kusurlarını görür ve sever... Aşk inanmanın şiiridir. Aşk şüphe etmez. Aşk kıskanmaz. Aşk iğrenmez. Aşk çirkin bulmaz. Aşk küçümsemez. Aşk bencilliğin, kendini sevgiliden daha üstün görmenin, buhranın ve kötümserliğin tam zıddıdır. Aşk istemez, yalnız verir. Aşk bir mücadele değil âhenktir... Aşk bunun için ilâhidir... Gerçek aşkın bir tek değişmez vasfı vardır: Tükenmezlik... Aşk engellere ve hücuma uğradıkça kuvvetlenen ihtirastır. Rakipsizdir, yenilmez... Aşk kendi saadetini bir başkasınınkine feda etmektir... Mârifet bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek! İşte en haklı, en mâsum, en kudretli ve en muhteşem cinayet. Peyami Safa

Kitap Okumaları

  • Öyle miymiş?
    ~ Şule Gürbüz – Başlangıç: 15.07.2019
  • Hesaplaşma
    ~ Trevanian – Başlangıç: 12.07.2019
  • Satranç
    Stefan Zweig– Başlangıç: 09.07.2019


Okunan Kitaplar

Müze Önerisi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Telefon: 0212 520 77 40 - 41
Açık Olduğu Saatler: 09:00 - 19:00

Abone Olun

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler ters gitti.