GrknCnplt

Târih’ Kategorisi

01 Ağu, 2019

Garip İki Hikâye: Demiryolları ve Çay

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Târih

Not

Bu yazı ilk defa, 10 Kasım 2017 tarihinde Ekonomi Haber‘de yayınlanmıştır.

Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan… Evet ördük, ama sonra yeter bu kadar demiryolu diyerek örmeyi bıraktık. Esasında el çektirildik. İyi bir şeyler yapmaya kalkıştığımızda yine birileri “Yeter bu kadar” diyerek önümüzü tıkadı. Her yenilikte olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemleri de her alanda atak faaliyetlerle geçti.

Çay üretimi 1800’lü yıllardan beri bir türlü başarılamıyordu. Cumhuriyetle birlikte Zihni Derin faktörü ortaya çıktı. Devlet önayak oldu Zihni Derin’e. Batum’a gitti. Birçok çay türünü araştırdı. Başarısız oldu, yılmadı. 300 yıllık köhne bir bürokrasiyle uğraşmak kolay değil. Ankara’nın görevlendirdiği bu adam hep çalıştı. Komisyonlar kurdu, raporlar yazdı. Ne yaptı etti ama çayın doğru düzgün Anadolu’da yetiştirilmesi için her şeyi yaptı. Sonuç ortada. Mevcutta çay, Türkiye’de sudan sonra en fazla olan tüketilen içecek unvanına sahip şu sıralar.

Çayın babası Zihni Derin’in gayretleriyle hükümet, 407 Sayılı Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında; Fındık, Portakal, Limon, Mandalina, Çay Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun’u çıkardı. Bölge biraz da olsa refaha kavuştu ve işsizlik azalmaya başladı. Bu yasal düzenlemeyi 1940 yılında 3788 Sayılı Çay Kanunu izledi. Böylece devlet, artık başarılı olan çay üretimini kontrol ve güvence altına almayı hedefledi. Kanunda, çay üretimi yapacaklar için ruhsat alınması zorunluluğu da getirildi. Çay ile ilgili ilk fabrika 1947 yılında açıldı ve onu takip eden fabrikalarla birlikte 1985 senesine bu sayı toplamda kırk beşi buldu. Yazının devamını okumak için tıklayınız »

Etiketler: , , ,

23 Oca, 2017

Emîr Timur Gürkân (Küregen)

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Târih

Şimdi senin etrafındaki Semerkant’a bir bak hele,

Dünyanın kraliçesi değil mi?*

Cengâver yetiştirmek hususunda oldukça cömert Orta Asya coğrafyasında doğan ve adı, Anadolu Türkleri gibi tüm dünya ulusları için de önem arz eden Timur,  günümüzde hâlâ daha gıpta, kin ya da korku ile bakılan tarihi şahsiyetler arasında yer almaktadır. 9 Nisan 1336 tarihinde, günümüzde Özbekistan sınırları arasında yer almakta olan Şehrisebz’in Hoca Ilgar köyünde doğmuş olan Timur’un babası Barlas aşiretinin emîri Turagay, annesi ise Tekina Hatun’dur.[1]

Timur’un Türk mü ya da Moğol mu olduğu konusunda tarihçilerin tam bir ittifak içerisinde olduğunu söyleyemeyiz. Ancak kendisine verilen Timur[2] isminin, Türkçe bir kelime olarak[3] en erken 735 yılında Kül Tegin Yazıtı’nda kullanıldığını görebilmekteyiz: “… geçerek demir kapıya kadar sefer ettim.”[4] İsim hususunun nesep belirlemede tek ve yeterli bir delil olamayacağı gerçektir. Kaldı ki Timur’un inkişafa geçtiği Mâverâünnehir, 14. yüzyılda Türk-Moğol gelenekleri ile Animizm-İslâm inanç sistemlerinin, yâni kısaca kozmopolit bir yapının etkisi içerisindeydi. Ancak Timur’un, ideasını gerçekleştirmek adına bir meşruiyet aracı olarak kendi soyunu Cengiz Han’a dayandırmasına da şüphe ile yaklaşmak gerekir. Bu bağlamda muasır kaynaklar ve Gûr-i Emîr**‘deki kitâbenin ittifak ettiği üzere Timur’un şeceresi Tumanay Han ile Cengiz Han’a bağlanmaktadır: “Emîr Timur Gürkân b. El-Emîr Taragay b. El-Emîr Berkel b. El-Emîr Aylangız b. El-Emîr İcil b. Karaçar Noyan b. El-Emîr Suguççin b. El-Emîr İrdemci Borula b. El-Emîr Kaçulay b. Tumanay”[5] Hülâsa, Timur’un; yaşayış tarzı, aile yapısı ve eski Türk-Moğol geleneklerini taşıyan emareler doğrultusunda Türkleşmiş bir Moğol olabileceği ihtimali en mantıklı izâh olarak görünmektedir. Yazının devamını okumak için tıklayınız »

16 Oca, 2017

Meyhâne, Dedemin Can Evi

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Târih

Biz İran’da meyhaneyi kaybettik. Mey içiyoruz ama hâneyi kaybettik. O hâne, özel hânelere girdi. O yüzden buraya geldim.

İran coğrafyası, bugüne kadar Türklerin sürekli etkileşimde bulundukları ve âdeta bin yıldır da kopmaz bir parçası olarak muhkem şeklini muhafaza eden bir bölgedir. Kimi zaman Anadolu ve İran coğrafyasını yönetenler karşı karşıya gelmiş kimi zaman da dostâne havalar içerisinde liderler paktlar imzalamıştır. Hars anlamında da bu iki coğrafyanın insanı birbirinden oldukça etkilenmiştir. Öyle ki, altı asırlık Osmanlı Devleti Fars alfabesini benimsemiş, edebî mânâda da İran entelektüellerinden faydalanmayı bilmiştir. 20. yüzyılın sonlarına gelindiğinde ise İran’da vukuu bulan devrim, iki ülke arasına setler çekmeye çalıştı. Bu, dünya tarihi açısından da mühim olayların ortaya çıkacağına dair işaret olarak algılandı. Nitekim öyle de oldu. Orta Doğu’da savaşlar ve kültürel kopmalar yaşanırken, Türkiye de benzer bir senaryo ile sınanmaktaydı…

Mehdi Shabani de, devrim zamanında dünyaya gelen İranlı bir yönetmen. Kendisine verilen aykırı yönetmen unvanını pek kullanmasa da, Türk ve İran kültürü için yapmış olduğu belgesel çalışmalar ile kültürel hizmetlerine devam etmekte. Maltepe – Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde galası yapılan Meyhane, Dedemin Can Evi adlı belgeseli ile de, İran’da yok olmuş meyhâne kültürünün izlerini İstanbul’da aramaya çalışmıştır. Yazının devamını okumak için tıklayınız »

14 Şub, 2016

“Alternatif Tarih” Kitabı Yayınlandı!

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Kitap|Târih

19 Mayıs 2012 tarihinde kurduğumuz Alternatif Tarih birlikteliği, kadîm dostum Sefa Yapıcıoğlu ile ortak bir projede daha yer almamızı sağladı. Bu bağlamda, Alternatif Tarih kitabını yayınlama muvaffakiyetine eriştik. Şubat 2016 ilk baskı tarihi ile raflardaki yerini alan kitap, alternatif tarihçiliğin yanı sıra güncel ve popüler konular üzerine de makaleleri ihtivâ etmektedir. Yazının devamını okumak için tıklayınız »


İçerik

Hayede – Faryad

Arşivler

Takvim

Kasım 2019
PSÇPCCP
« Eki  
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930 

Alternatif Tarih

Alternatif Tarih

Görsel Şölen

  • İstanbul Boğazı
  • Kedilerle yaşıyorum.
  • Her şey yasak!
  • Maltepe, Dersaâdet
  • İstanbul Boğazı
  • Develerle yaşıyorum.
  • Her Gece Bodrum.

Kısa Kısa

Her sıkıntı bir isyan hazırlığıdır. Ruhta başlayan bu hazırlık vücudun hastalanması şeklinde organik bir isyana çevrilir. Peyami Safa

Kitap Okumaları

  • Öyle miymiş?
    ~ Şule Gürbüz – Başlangıç: 15.07.2019
  • Hesaplaşma
    ~ Trevanian – Başlangıç: 12.07.2019
  • Satranç
    Stefan Zweig– Başlangıç: 09.07.2019


Okunan Kitaplar

Müze Önerisi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Telefon: 0212 520 77 40 - 41
Açık Olduğu Saatler: 09:00 - 19:00

Abone Olun

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler ters gitti.