GrknCnplt

Sinema’ Kategorisi

05 Oca, 2012

Yerle Yeksan

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Sinema

Senaryosunun yazıldığı roman da sıklıkla eleştirilen “Gülün Adı” adlı film, Orta Çağ Hıristiyan ruhban sınıfının bilgiye bakış açısını yansıtmakla beraber, dönemin toplumsal ve siyasal konjonktüründen de izleyicide derin izler kalacak şekilde bahsetmektedir. Bu iki temel konu etrafında filmden onlarca detay yakalanabilir ve analiz edilebilir. Bütün bu konular ve alt dalları ile filmi topyekûn eleştirmek, tarihi, iktisadi, toplumsal, siyasal ve dini olarak analiz etmek için izleyici olmak yetersizdir. Bundan dolayı yüzeysel olarak sadece yukarıdaki iki ana konu üzerinden filmi eleştirmekle yetinmeliyim.

Tarih öncesi devirlerde de, yazı ile beraber tarihi devrilerde de toplumun ayrılmaz bir parçası olarak görülen din adamlarının ekseriyetinin, toplumdan daha “iyi” bir konumda yaşantılarını sürdürdükleri bilinmektedir. Bu evrensel gerçekten hareketle, İtalya’da bir Hıristiyan manastırında geçen filmin bu şekilde yorumlanması gerekmektedir. Fakat Hıristiyanlığın, özellikle Orta Çağ’da bu etkisini, gücü elinde tuttuğundan bir yetki olarak kullanması gözler önündedir. Film içinde de, diğer somut örneklerle de bu kanıtlanabilir. Bağış sisteminin halkı sömürmeye dönüşmesi, bundan dolayı kilise ile halkın arasında ekonomik açıdan büyük bir uçurumun ortaya çıktığını görmek mümkündür. Toplumdan sıyrılarak siyasal açıdan bu düzene baktığımızda, bölünmüşlüğün belirtilerini ortada görürüz. Hatta siyasi kurumları da dini toplumlarla birlikte ele alacak olursak, bu daha iyi kavranabilir. Tarikatlara bölünmüş olan Orta Çağ Hıristiyan dünyasının çekişmelerini, filmde de görmek mümkündür. Fransiskenler tarikatının lideri Cesenalı Michelle’in, manastırdaki cinayetler için imparator tarafından görevlendirilmesi, Papa’nın pek de hoşuna gideceği bir davranış değildir. Siyasi-dini çekişmeler, günümüze kadar süregelmiştir. Yazının devamını okumak için tıklayınız »

12 Ara, 2010

Artık Beni Sevme

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Sinema

Güzel filmler vardır, izlenilir ve herkese tavsiye edilir… Ağlatır insanı, boğazını düğümler… Gece yatırmaz, sabah yataktan kaldırmaz… Düşünürsün günlerce, düşünürsün… Sadece görüntüler değil, konuşmalar da aklında kalır, kulaklarında çınlar… İşte, böyle bir film: Artık Beni Sevme

Filmde yer alan o muhteşem öğüt, ağıt, sitem ve konuşmaları aşağıya ekliyorum. Okuyun…

Ne sanıyorsun ki? Güzelsin diye her şeyi yapabileceğini mi? Ama şans eseri güzelsin, bilerek olmadı ki bu! Her gün kalktığında bunu düşünmelisin. Oysa sen, güzelliğini kibre dönüştürüyorsun. Bu hiç hoş değil ama! İhtiyarlayıp gittin mi kimse sana bakmayacak.

***

Delirmiştim. Ona deli gibi âşıktım.

***

Ne kadar zaman? Ne kadar zamanım var benim? Yıllarım mı, günlerim mi, saatlerim mi? Ne kadar? Bunu düşündükçe kalbim öyle hızlı çarpıyor ki… Yaşamak… Benim ülkem…

Kalan zamanlarımı seviyorum. Gülmek istiyorum, koşmak, ağlamak, konuşmak, ve görmek, inanmak, içmek, dans etmek, bağırmak, yemek yemek, yüzmek, hoplayıp zıplamak, isyan etmek; bitirmedim, bitirmedim, bitirmedim… Uçmak, şarkı söylemek, gitmek; yeniden gitmek… Kalan zamanı seviyorum.

Nerde doğduğumu bilmiyorum artık ya da ne zaman. Uzun zaman önce değildi, biliyorum. Benim ülkem yaşamaktı. Babamın şöyle dediğini de hatırlıyorum: “Zaman ekmeğin gibidir senin. Yarına da biraz sakla.” Hala ekmeğim var benim. Hala zamanım var ama ne kadar? Oynamak istiyorum, gülmek istiyorum anlasanıza gülmek… Ağlayıp, gözyaşlarına boğulmak… Gemiler dolusu bordo şarabı içmek istiyorum hala ve dans etmek… Bağırmak, uçmak, yüzmek; bütün okyanuslarda… Bitirmedim, bitirmedim: şarkı söylemek istiyorum, sesim kısılıncaya kadar konuşmak… Seviyorum zamanı; kalan zamanı. Ne kadar zaman, ne kadar zamanım var benim? Yıllarım mı, günlerim mi, saatlerim mi? Ne kadar? Seyahat hikâyeleri istiyorum ben. Görecek çok insan var daha, çok manzara: çocuklar, kadınlar, koca koca adamlar, minyon olanlar, eğlenceliler, hüzünlüler, çok akıllılar ve bir de aptallar. Komiktir aptal ihtiyarlar, dinlendirir insanı. Güllerin arasındaki yabani otlar gibi.

Ne kadar zaman, ne kadar zamanım var benim? Yıllarım mı, günlerim mi, saatlerim mi? Ne kadar? Umurumda değil aşkım, çünkü orkestra sussa da dans edeceğim ben hala… Uçaklar uçmayı bıraksa bile tek başıma uçacağım. Zaman durduğu zaman da, Seni hala Seveceğim…

Bilmiyorum nerde, bilmiyorum nasıl ama seni hala seveceğim, hala seveceğim; tamam mı?

23 Ağu, 2010

Hepsini Vur

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Sinema

Sinemada kuru aksiyon her zaman nefret ettiğim bir unsur olmuştur. Ancak aksiyonun yanında zeki bir senaristin kalemi konuşuyorsa, o film izlenilir, beğenilir, gerekirse baş tacı edilebilir. Hepsini Vur böyle bir film benim için. Ne zaman canımın sıkıldığına delalet etse zaman, arşivimden çıkarırım bu filmi ve izlerim. Hem de defalarca, çoğu zeki senaristin elinden çıkan filmler gibi…

Filmin başrollerinde Clive Owen (Smith), Paul Giamatti (Hertz) ve Monica Belluci (Donna Quintano) vardır. Senaristi ve yönetmeni ise Michael Davis’dır. Yalnız şu da bir gerçektir ki filmde gereğinden fazla şiddet kullanılmıştır. Fim, Smith’in bir bankta oturmuş efendi efendi havuç yemesiyle başlamaktadır. O esnada, hamile bir kadın Smith’in önünden geçer, birilerinden kaçtığı her halinden bellidir. O esnada kadını takip eden şahıslar görünür ve Smith’in önünden, kadının gittiği yere doğru yürümeye başlarlar. Smith, gizli servis tarafından eğitilmiş, tehlikeli ama filmin iyi karakteridir. Kadının başının dertte olduğunu anlar ve vicdanı rahat etmez. Kadını o adamdan kurtardıktan sonra etrafı onlarca adamla sarılır. Kadın, doğurmak üzeredir ve Smith de kadını kurtarmak niyetindedir. Smith o kargaşada hem kötü adamlara ateş eder hem de bebeği doğurtur. Kadını güvenli bir yere taşır ancak kadın alnından vurularak ölmüştür. Bebek yaşamaktadır. Smith yine vicdanının sesini dinleyerek mizacına ters olan bu küçük bebeği alır ve ortadan kaybolur. Daha sonra bu çocuğa bakması için Donna’nın yardımını ister. Smith ve Donna bebeği korumaktadırlar ama kime karşı ve neden? İşte, filmin zeki senaryosu burada baş gösteriyor ve size aksiyonun hiç bitmeyeceği bir seyir sunuyor.

Clive Owen, bu derece aksiyon sahnelerine gerçekten yakışmış. Paul Giamatti, filmdeki karakterine cup diye oturmuş, oyunculuğu göz doldurucu. Monica Belluci ise güzelliğiyle filme renk katıyor…

Hepsini Vur hakkında çeşitli sinema sitelerindeki kullanıcı yorumlarına göz gezdirdim ve filmi çok abartı bulan birçok izleyicinin olduğunu anladım. Bu yorumlara da yazının sonunda vereceğim adreslerden muhakkak bir göz atın. Bunun dışında film hakkında yazılan bir yazı gördüm, bunu da yazının sonundaki adreslerden bulabilirsiniz. Yine, her zaman yaptığım gibi filmi satın almak isterseniz adresini belirteceğim. Hepsini Vur’da hoşuma giden mizah ögeleri ve sanki bir filozofun ağzından çıkmışcasına replikler var. Bunlardan birkaçını sizlerle paylaşıyorum:

Neden silah kadından daha iyidir biliyor musunuz? Çünkü silaha susturucu takılabilir…

Sinyal vermek için ben parmağımı birkaç santim oynatırken, bu tembel pislikler adam gibi araba kullanmak için parmaklarını neden birkaç santim kımıldatmıyorlar? Neden biliyor musun? Çünkü bu zengin pislikler para kazanmak için duygusuz ve düşüncesiz olmak zorundalar ve yola çıktıklarında kendilerine asla hâkim olamıyorlar. Aynı zamanda duygusuz ve düşüncesiz sürücüler olmaları gerek.

Geride duran lider, hep geride düşünür.

Dur sana bir nasihat vereyim. Asla kâr peşinde koşan birine güvenme. Onlar kötü adamlardır.

Filmin Fragmanları İçin Tıklayın

Filmin Viki Pedi Sayfası İçin Tıklayın

Filmin Sinemalar Sayfası İçin Tıklayın

Filmin Beyazperde Sayfası İçin Tıklayın

Filmin Sinema Türk Sayfası İçin Tıklayın

Film Hakkında Yazılan Yazı İçin Tıklayın

Filmi Satın Almak İçin Tıklayın

11 Ağu, 2010

Deli Deli Olma

Yazan: Gürkan Canpolat Kategori: Sinema

Yaklaşık bir yıl önce yıllardır ailemle sinemaya gitmediğimden yakınıp; annemi, babamı, kardeşlerimi ve kuzenlerimi alıp başrollerini Tarık Akan ve Şerif Sezer‘in paylaştığı Deli Deli Olma filmini izlemek için sinemaya doğru yola koyulduk. Akrabalarımla birlikte on bir kişi, gnctrkcll fırsatından yararlanıp biletlerimizi aldık. Salona girdiğimde şaşkındım. Bizden başka toplam dört kişi vardı ve bunlarda kademeli olarak salonu terk ettiler. Koca sinema salonunda sadece bizim aile kaldı. Bir yandan ailecek televizyon izler gibi bir zevke kapıldım ancak diğer yandan böyle değerli bir filmi sadece bizim seyretmemizden yakındım. Neyse, o olayları karıştırmayayım. Yazının devamını okumak için tıklayınız »


İçerik

Alternatif Tarih

Alternatif Tarih

Hayede – Faryad

Arşivler

Takvim

Eylül 2019
PSÇPCCP
« Ağu  
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30 

Görsel Şölen

  • İstanbul Boğazı
  • Kedilerle yaşıyorum.
  • Her şey yasak!
  • Maltepe, Dersaâdet
  • İstanbul Boğazı
  • Develerle yaşıyorum.
  • Her Gece Bodrum.

Kısa Kısa

Kelimeler, insanlığın kullanmış olduğu en güçlü zehirdir. Rudyard Kipling

Kitap Okumaları

  • Öyle miymiş?
    ~ Şule Gürbüz – Başlangıç: 15.07.2019
  • Türkmen Irımları
    ~ Sefa Yapıcıoğlu – Başlangıç: 12.07.2019
  • Satranç
    Stefan Zweig– Başlangıç: 09.07.2019


Okunan Kitaplar

Müze Önerisi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Telefon: 0212 520 77 40 - 41
Açık Olduğu Saatler: 09:00 - 19:00

Abone Olun

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler ters gitti.